Sinüzit Ameliyatı Nasıl Yapılır? Riskleri ve Yan Etkileri Nelerdir?

Lokal anestezi ya da genel anestezi altında yapılabilen sinüzit ameliyatı, uzun süreli ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastaların tedavisinde kullanılan bir tekniktir.

Sinüzit Ameliyatı

Sinüzit ameliyatı öncesinden ve sonrasında bahsetmeden önce, cerrahi müdahalenin tercih edildiği koşullara değinmek gerekir. Sinüzit tedavisi kapsamında hastalara ilk olarak önleyici faaliyetler ve ilaç tedavisi ile müdahale edilmeye çalışılır. İlaç tedavisinin kapsamı, hastalığın derecesine göre uzun bir zaman dilimi olabilir. Hastalık, cerrahi müdahale dışındaki tedavi teknikleriyle ortadan kaldırılamadığı takdirde gündeme alınan tedavi; ameliyat olur. 

Dolayısıyla sinüzit ameliyatı, hastaların her birine istisnasız şekilde uygulanan bir tedavi metodudur ifadesi hayli yanlış olacaktır. Ameliyatın sinüzit tedavisi kapsamında son seçenek olarak değerlendirildiğinin altını kalın çizgilerle çizmek gerekir.

Sinüzit ameliyatı oldukça hassas bir işlem olup, müdahale öncesinde hastalığı meydana getiren nedenlerin tam anlamıyla tespit edilmesi adına burun içi endoskopik muayene yapılır. Operasyon öncesinde yapılan bu muayene kritik bir öneme sahiptir. Nitekim hastalığın nedenlerinin doğru bir şekilde tespit edilmesinin tedavi üzerindeki katkısı araştırmalar neticesinde ortaya konulan bir olgudur.

Operasyon lokal yahut genel anestezi altına yapılabilir ve hekimin becerisine, ameliyat esnasında gelişen komplikasyonlar, hastanın durumuna bağlı olarak ameliyat süresi 45 dakika ile 2 saat arasında değişkenlik gösterebilir.

 Tedavinin başarıya ulaşması üzerinde etki sahibi olan faktörleri şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Ameliyat öncesinde yüz bölgesinin tam anlamıyla dezenfekte edilmesi.
  • Hastanın ameliyata uygun şekilde hazırlanması ve ameliyat sonrasında da hekimin tavsiyelerinin dışına çıkmaması.
  • Hastalığı tetikleyen nedenlerin doğru bir şekilde tespit edilmesi.
  • Tedavi için en uygun zamanda harekete geçilmesi.

Burada tedavi için uygun zamanda harekete geçilmesini ayrı bir parantez açarak incelemek gerekir. Mukus salgısının miktarı dönemsel periyotlara bağlı olarak artar ya da azalır. Dolayısıyla ameliyat tarihini salgının azaldığı döneme denk gelecek şekilde planlamak, tedavi başarısı ve hastanın iyileşme süreci üzerinde etki sahibi olacaktır.

Sinüzit Ameliyatı Riskleri

Sinüzitin tedavisi amacıyla uygulanan cerrahi müdahalelerde ölüm riski yok denecek kadar azdır. Bununla beraber, ameliyat esnasında da komplikasyon gelişme ihtimali hayli düşüktür. Hastaların çoğu ameliyattan sonra yakın takibe alınmak şartıyla taburcu edilir.

Operasyon sonrasında devam eden yakın takip hastanın iyileşme seviyesine bağlı olarak 3-4 hafta arasında değişkenlik gösterebilir. Yakın takip kapsamından çıkıldığında ise uzun süreli takip başlar ve hekimin belirlediği dönemlerde hastanın gerekli muayeneleri yaptırması bu takip kapsamında yer alır.

Genel olarak bakıldığında; ameliyat sonrasında büyük aksilikler görülmez ise hastanın normal yaşantısına dönmesinin uzun zaman almayacağını ifade etmek mümkündür.

Burada değinilmesi gereken bir nokta da, ameliyat öncesinde yer verilen ilaç tedavisidir. İlaç tedavileri hastalığı tümüyle ortadan kaldırması bile, ameliyatın risklerini azaltabilir. Dolayısıyla ilaç tedavisinin olumlu yönde yapacağı etkiler de dikkate alınmalı ve bu noktada kapsamlı bir inceleme yapılmalıdır.

Sinüzit Ameliyatı Yan Etkileri

Elbette her tedavi tekniğinin olduğu gibi sinüzit ameliyatının da birtakım yan etkileri olması muhtemeldir. Bu yan etkiler;

  • Aşırı düzeyde kanama.
  • Uzun süreli baş ağrıları.
  • Yüksek ateş.
  • Burun ve gözde şişlikler.
  • Şeffaf sıvı akıntısı.

olarak sıralanabilir. 

Belirtilen yan etkiler ile karşılan hastaların en kısa sürede hekim kontrolüne başvurmasında fayda vardır. Ameliyat esnasında yapılan yanlış bir uygulama bu yan etkileri meydana getirebileceği gibi, hastanın ameliyat sonrasındaki hataları uygulamaları da yan etkilerin ortaya çıkmasında etki sahibi olabilir. Ameliyat nedeniyle oluşan şişlilğin inmesi adına hastanın yüksek yastıkta yatması ve başını mümkün ölçüde yukarı tutması faydalı olacaktır.

Cerrahi müdahalenin boşaltım sistemi üzerinde de birtakım aksamalara sebep olma ihtimali mevcuttur. Dışkıda az miktarda kan görülmesi ve dışkılamada zorlanmak bu aksamalar kapsamında değerlendirilir. Kabızlığın önlenmesi adına dışkı yumuşatıcı ilaçlar kullanılabilir. Unutulamaması gereken; ilaç kullanmadan önce mutlaka hekim ile iletişime geçilmesi ve durumun bildirilmesi gerektiğidir.

 Tüm bunlara bakıldığında; tedavinin ortaya çıkartması muhtemel yan etkilerine hasta inisiyatif alarak müdahale etmemeli, hekim kontrolüne başvurarak uygun çözüm yollarının araştırılmasını beklemelidir. Aksi takdirde yan etkilerin şiddetli daha da genişleyerek birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Makale Değerlendirmesi
1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız
Loading...
Yorumlar